Gustav Flaubert
Bir cerrahın oğlu olarak Rouen'de dünyaya gelen Gustav Flaubert, Paris'te başladığı hukuk eğitimini yarım bıraktıktan sonra yalnızca edebiyatla ilgilenmeye başladı. Yaşadığı kasaba olan Croisset'ten Kuzey Afrika'ya, Yunanistan ve Filistin'e yaptığı geziler dışında ayrılmayan Flaubert, onun için düşkırıklığıyla sonuçlanan 1848 Şubat devrimi sırasında Paris'te bulunuyordu. Yazarın ölümünden sonra yayınlanan 'İlk Yapıtları' adlı eseri ile 'Kasım' adlı romanı o günlerin romantik havasını yansıtır. İlk ürünleri her ne kadar romantik izler taşıyor olsa bile Flaubert, Balzac'ın gerçekçiliğine ve onun kullandığı yöntemlere bağlı kalarak, 1848 Devrimi sonrası ile İkinci İmparatorluk'un kuruluşu sırasında değişen koşulları uygulamaya çalışmıştır.

Başlangıçta kendi günündeki Burjuva yaşam ilişkilerindeki boşluğa, ikiyüzlülüğe ve sıradanlığa karşı kişisel nefretle dolu eleştiriler kaleme almış; roman ve hikâyelerinde kapitalist sistem idealini, bu sistemin kişiliği yıkıcı etkilerini parlak bir biçimde ortaya koymuştur. Bu tutuma en iyi örnek, kendisinin eleştirel gerçekçi yazarlar arasında ilk sıralarda yer almasına neden olan "Madame Bovary"dir. Kamuoyu bu romanda Emma Bovary'nin trajik yazgısının her türlü suçlamadan uzakta tutulması karşısında büyük bir şaşkınlığa düşmüş, bu nedenle yazar genel ahlak kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye bile verilmiştir. Romanın kadın kahramanı, taşrada görev yapan bir doktorun eşi olarak yaşamaktan bıkarak kendisine romantik idealler doğrultusunda bir yaşam kurmaya çalışır. Emma Bovary için sonuç tam bir trajedi olur ve genç kadın eşinden boşandıktan sonra girdiği borç batağından kurtulamayarak canına kıyar.

Flaubert'in ikinci romanı 'Gönül ki Yetişmek' ise özyaşam öyküsü niteliğindedir. Flaubert'in bütün yapıtlarında olduğu gibi bu romanın kahramanı da içinde bulunmak zorunda kaldığı olaylar yüzünden ortalama bir yaşam süren kişidir. Flauber, "Salambo" adlı romanında ise burjuva gerçekliğinin dışına çıkarak, romanının konusunu M.Ö 241 yıllarından almıştır. Geniş araştırmalar ve incelemeler sonucunda yazdığı "Salambo"da Kartaca egemenliğine karşı ayaklanan ücretli askerlerin mücadeleleri ile 19. yüzyıl Fransa'sında yer almaya başlayan kanlı sınıf çatışmaları arasında bir bağlantı kurar. Kendi dönemindeki burjuvazinin darkafalılığı üzerine yazdığı "Bouvard ile Pecuchet" adlı romanını tamamlayamamıştır.

Yaşamı kapitalist sisteme karşı sürekli cephe almakla geçmiştir. İçinde yaşadığı gerçekliğe egemen olmanın yegane yolunu yazarlık olarak gören Flaubert, tek bir sayfa için bile günlerce çalışarak kusursuz bir üslup yaratmıştır. Kitaplarını ve yarattığı başkahramanları manevi ve ahlaksal çöküşü anlatmanın sanatsal araçları olarak değerlendiren Gustav Flaubert, birçok yazarı da etkisi altına almayı başarmıştır. "Effi Bries"ı, Madam Bovary'den esinlenerek yazan Fontane, yakın çevresinde bulunan Maupassant, Emile Zola ve Turgenyev üzerinde uzun süren etkileri göze çarpmaktadır.

Eserleri
Romanları: Madame Bovary (1857), Gönül ki Yetişmekte (Education Sentimentale, ikinci baskı 1869), Salambo (1863), Ermiş Antonius ve Şeytan (La Tentation de Saint Antoine, 1874), Üç Hikâye (Trois Contes, 1877), Bouvard ile Pecuchet (1881)